Gazeteci Adil Bali, Türk şiirinin unutulmaz ismi Orhan Veli Kanık’ın Beykoz’da doğduğu tarihi ahşap evin 80 milyon TL’ye satışa çıkarıldığını duyurdu. Bu gelişme, vatandaşlarda büyük tepki uyandırdı.

Gazeteci Adil Bali, Instagram ve X hesaplarından yaptığı paylaşımla, Türk şiirinde derin izler bırakan şair Orhan Veli Kanık’ın Beykoz’da dünyaya geldiği tarihi ahşap evin satışa sunulduğunu açıkladı.

Orhan Veli Kanık'ın Beykoz’da doğduğu ahşap köşk satışa çıktı: Fiyatı 80 milyon TL - Resim: 2

Binanın kapısına “Satılık” tabelası asıldığını vurgulayan Bali şu ifadeleri kullandı:

“Beykoz’da, 13 Nisan 1914 sabahına tanıklık eden o ahşap köşkün kapısında bugün mahcup bir tabela var: Satılık. Satılan bir ev mi, yoksa İstanbul’un hafızası mı? Bu yapı yalnızca bir mülk değil; şiirin, çocukluğun ve bir şehrin hatırasıdır. Orhan Veli’nin doğduğu ev satılıyor. Gözlerimiz kapalı mı?”

Orhan Veli Kanık'ın Beykoz’da doğduğu ahşap köşk satışa çıktı: Fiyatı 80 milyon TL - Resim: 17

Hürriyet Gazetesi’nden İhsan Yılmaz’a konuşan Bali, yapının 80 milyon TL fiyatla satışa çıktığını belirtti. Bu haber, çok sayıda kültür yazarı ve vatandaşın tepkisini topladı. Vatandaşlar, evin müzeye dönüştürülmesi için yetkililere çağrıda bulundu.

Orhan Veli Kanık'ın Beykoz’da doğduğu ahşap köşk satışa çıktı: Fiyatı 80 milyon TL - Resim: 7

Orhan Veli Kanık kimdir?

Türk edebiyatının en özgün ve yenilikçi şairlerinden biri olan Orhan Veli Kanık, henüz 36 yaşındayken yaşama veda etti ancak Türk şiirine kalıcı izler bıraktı.

13 Nisan 1914’te İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Yalıköy’deki tarihi bir konakta, Mızıka-yı Hümayun klarnetisti Mehmet Veli Bey ile Fatma Nigar Hanım’ın ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.

Asıl adı Ahmet Orhan olan şair, Soyadı Kanunu’ndan sonra Kanık soyadını aldı ve edebiyat dünyasında “Orhan Veli” olarak tanındı.
Çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir’de geçti. Kardeşleri Adnan Veli (mizah yazarı) ve Füruzan Yolyapan’dı.

Mütareke yıllarında Akaretler’deki Anafartalar İlkokulu ana sınıfına başladı. 7 yaşındayken son halife Abdülmecid’in Yıldız Sarayı’ndaki törende sünnet edildi.

Edebiyat sevgisi Galatasaray Lisesinde yatılı okurken filizlendi. Çocukken yazdığı ilk hikâyesi “Çocuk Dünyası” dergisinde yayımlandı. Babasının Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şefliğine atanmasıyla aile Ankara’ya taşındı; ilkokulu Ankara Gazi İlkokulu’nda tamamladı.

Ortaokulu Ankara Erkek Lisesi’nde okurken Garip akımının diğer kurucuları Oktay Rifat Horozcu ile arkadaş oldu, daha sonra Melih Cevdet Anday ile tanıştı.

Lisede Ahmet Hamdi Tanpınar, Halil Vedat Fıratlı gibi hocaların ilgisini gördü. İlk yazılarını okul dergisi “Sesimiz”de yayımladı; ilk şiirlerini aruz vezniyle yazdı. Nahit Sırrı Örik’in teşvikiyle “Varlık” dergisinde şiirleri çıktı; İnsan, Ses, Küllük gibi dergilerde de yer aldı, bazen “Mehmet Ali Sel” takma adını kullandı.

1932’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi ancak tamamlayamadı. Bir süre Galatasaray Lisesi’nde öğretmen yardımcılığı yaptı, 1936-1942 arasında Ankara PTT Genel Müdürlüğü’nde memur olarak çalıştı.

İlk dönem şiirlerinde hece ölçüsü, kafiye ve redif kullandı; doğa, çocukluk, yalnızlık gibi temaları hüzünlü işledi. Bu şiirleri kitaplarına almadı. Fransız sembolist etkisinden kurtulup vezin-kafiyeyi terk ederek serbest şiire yöneldi; sokaktaki insanın günlük dilini, sıradan hayatını şiire taşıdı.

1941’de Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile “Garip” kitabını yayımladı. Bu akım, Türk şiirinde devrim yarattı. Garip ön sözünde geleneksel ve toplumcu şiire karşı çıktı; şiirin kafaya değil beş duyuya hitap etmesi gerektiğini savundu, şairaneliğe sırt çevirerek sade ve yalın bir dil önerdi.

Hayatını kendisi şöyle özetlemişti: “1914’te doğdum… Çok aşık oldum hiç evlenmedim.”1945-1947 arası Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalıştı. 1949’dan itibaren “Yaprak” dergisini çıkardı (27 sayı). Nazım Hikmet’e destek verdi, onun için dizeler yazdı.

Kasım 1950’de Ankara’da belediye çukuruna düşüp başından yaralandı. İstanbul’a döndükten sonra beyin kanaması geçirdi ve 14 Kasım 1950’de hastanede vefat etti. Cenazesi Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi; mezar tasarımı Abidin Dino’ya aittir.

Ölümünden sonra Neyzen Tevfik, Nazım Hikmet, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi isimler büyük üzüntülerini dile getirdi. Tanpınar, “Böylelerinin hayatı kendisini yakarak bulur” demişti.

Orhan Veli Kanık'ın Beykoz’da doğduğu ahşap köşk satışa çıktı: Fiyatı 80 milyon TL - Resim: 13