ONÇEŞMELER
Önümde boğaz, martılar uçuyor. Denizin üzerindeki balıkçı teknelerinin peşinde çığlık çığlığa uçuşan martılar, balıkta bolluğun habercisi. Hava berrak, deniz sakin hemen yolun kenarında tarihi Beykoz camisi. Aksakallı dedeler bastonlarını kaldırıma tıklatarak öğlen namazına yetişmek için koşuşuyor. Sahi hep ilgilimi çeker cami cemaati neden hep yaşlıdır?
Beykoz boğazın incisidir. Sadece şirin bir İstanbul semti değildir. Tarihi ve doğasıyla adeta bir cennet vatandır. Caminin sağında tarihi Onçeşmeler. Diğer adıyla İshak Ağa Çeşmesi. Onçeşme Beykoz için çeşmeden de ötedir. Tarihte çeşmenin şadırvanında insanlar çaylarını kahvelerini içer nargilelerini çekerlermiş.
Beykozlular için on çeşme ve şadırvanı bir yaşam alanıdır. Beykozluların şöyle bir inancı vardır; Onçeşmeler’in suyundan içen bir daha Beykoz’dan gidemez. Vaktiyle bu söylentiye inanmayarak on çeşmelerin suyundan içtiğim günü hatırlayarak tebessüm ediyorum. Çünkü bende suyundan içtikten sonra bir daha Beykoz’dan gidemedim.
Hafiften esen rüzgar saçlarımı uçuşturuyor ve tarihi Beykoz korusundan birbirine karışmış ıhlamur ve akasya kokusunu dolduruyor içime. Balıkçılar denizden ağlarını çekiyor. 500 yıllık tarihi Mimar Sinan’a dayandırılan çeşme günümüz mimarisine Gümrük Emini İshak Ağa tarafından H. 1159 (M. 1746) yılında yapılan restorasyon çalışmasıyla ulaşmıştır. Yüzyıllar içinde birkaç defa büyük restorasyon geçirmiştir.
İshak Ağa Çeşmesi, 3 sıra halinde 8 mermer sütunla, sivri kemerlerin taşıdığı geniş saçaklı bir çatı altında, 6 metre eninde, 8 metre boyunda ve 4 metre yüksekliğinde inşa edilmiştir. Çeşmenin ön kısmı yol seviyesinden aşağıda olduğundan mermer zemine yine mermer basamaklarla iniliyor. Onçeşmeler’in tunçtan yapılmış on lülesinden 500 yıldan beri gece-gündüz kesintisiz su akmaktadır. Bu lülelerden ortadaki ikisi büyük, iki yandaki dörder lüleler ise küçüktür. Ünlü Türk Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice , İshak Ağa Çeşmesi’ni “Dünyanın sayılı mimari eserlerinden biri” olarak tanımlıyor.
Onçeşmeler ile ilgili Türk edebiyatında şiirler yazılmış ve çeşme meşhur ressamlarımız tarafından resmedilmiştir. Ünlü ressamlarımızdan İbrahim Çallı’nın “İshak Ağa Çeşmesi” tablosu önemli eserlerinden biridir. İshak Ağa Çeşmesi ile ilgili en meşhur şiir ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel’e aittir. Faruk Nafiz Onçeşmeler’i şöyle anlatır;
Nasıl her gün yayarsa davarını bir çoban,
Sürükler düşüncemi sükundan tevekküle
Sekiz mermer direğe dayanmış bir şadırvan,
Bilek kalınlığında su akıtan on lüle…
Uzanır ezan vakti musluğa doğru yüzler,
içinde bir mum yanan kağıt fenerden sarı;
Ve her gelen sükuta ayrı bir sükut ekler,
Ve çağlar her tarafta Akif’in mısraları…
Bu yerde meyvalaşır uzletin baygın tadı,
Ve bir tas şarap olur bir yudum su bu yerde.
Kurnada ak köpükler bir güvercin kanadı,
Kumrunun dem çekişi, dönen sesler kemerde…
Gönlüm yaşar içinde sonu yok bir masalın,
Derim, mutlak bir pınar perisidir gördüğüm:
Çıplak ayaklarında tahtadan birer nalın,
Kollarında boyundan daha yüksek bir güğüm…
On lüleden fışkırıp mermeri oyan sular,
Asırlarca Kerem’in Aslı’yla dertleşmesi.
Mermer bir kalp önünde su kesilmis duygular.
Bir gönül destanıdır İshak Ağa Çesmesi!…
Birden uzun uzun çalan vapurun sesiyle irkilip Onçeşme’nin hemen yanındaki balıkçıya parayı uzatıp balıklarımı alıyor çeşmenin yanındaki merdivenlerden evin yolunu tutuyorum. Birden arkama bakıyorum ve vapurdan inip evlerine koşuşturan insanları görüyorum. Sonra tekrar yoluma devam ediyorum ve akşam balık pişirmenin planını yapıyorum.
Beykozlu olan Beykozluluğu ruhunda yaşar. Ne mutlu bu ruhta buluşabilen dostlukların olmasına. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle…




